EÖP Atalay’dan ne istedi?
24/09/2011
Mete Tümerkan
Bu görüşmede Atalay’a Ekonomik Örgütler Platformu temsilcileri ülkenin yapısal sorunlarının devam etmekte olduğunu söylediler. Yaşadıkları sıkıntıları aktardılar, bazı konularda önerilerde bulundular.
EÖP temsilcileri, Beşir Atalay’a reel sektörün küçük olmasından dolayı özel bir muameleye ihtiyacı olduğunun altını çizdiler. Yerel sermayenin büyütülmesi gerektiğine vurgu yaptılar.
Görüşmede özelleştirme konusu da gündeme geldi.
Örgüt temsilcileri özelleştirmenin farklı bir şekilde ve Kıbrıs Türk sermayesinin önünü açacak bir biçimde ele alınmasını isterken, bazı temsilciler elektrik, su ve telefonda bağımsız yapılara gidilmesi önerisinde bulundular.
Kıbrıs konusunun ekonomiye yaptığı olumsuz etkilerin de altının çizildiği görüşme sırasında, ekonomik programın yeniden ele alınması gereğine vurgu yapıldı.
Atalay’la yapılan görüşmede gündeme gelen bir diğer konu da, Türkiyeli iş insanlarının burada yaptığı yatırımlar oldu.
Bazı örgüt temsilcileri bu meselenin önemine işaret ederek, önemli olanın bu yatırımların düzenlenmesi olduğuna işaret ettiler.
Kıbrıs Türk sermayesinin büyümesi ve güçlenmesinin Kıbrıs’ta ileride varılacak bir anlaşmada Kıbrıs Türkünün varlığının devamını sağlayacak en önemli neden olacağının altının çizildiği görüşmede, Türk sermayesinin Kıbrıs Türk sermayesi ile işbirliği yapmasının önemi üzerinde duruldu.
Kıbrıs Türkünün ekonomik olarak var olabilmesi, Türk sermayesinin Kıbrıs’ta yapacağı işbirliği büyüklüğüne ve Türk sermayesinin Kıbrıs’taki yatırımlarının büyüklüğüne bağlıdır. Ekonomik olarak güçlü olduğunuz oranda Rum tarafı ile rekabet edebilirsiniz. Bu nedenle de Türk sermayesinin varlığı ve Kıbrıs Türk sermayesi ile işbirliği yapması önemlidir. Türk sermayesinin Kıbrıs Türk sermayesini yok etmesi sonucunu doğurabilecek gelişmelere fırsat verilmemelidir. Bu nedenle de ortam ona göre düzenlenmelidir.
Kıbrıs Türk sermayesi ile Türk sermayesi arasında yapılacak işbirliklerinin sadece adanın Kuzey’ini değil tümünü kapsaması gerektiği görüşü de Beşir Atalay ile yapılan görüşmede ortaya konuldu.
Finansa ulaşmada yaşanan zorluklar görüşmede gündeme gelen bir diğer konu başlığıydı.
Beşir Atalay ortaya konulan tüm görüşleri dikkatle dinleyip not aldı.
Şimdi iş çevrelerindeki beklenti bu başlayan diyalog ortamının daha da ileriye götürülmesidir.
Özellikle de reel sektörün sorunlarının aşılması konusunda.
Bu yaklaşım ve beklenti doğru olmakla birlikte, bu iş daha ileriye götürülür ve tüm meseleler Türkiye makamları ile görüşülerek sorunlara onların nezdinde çözüm aranmaya başlanırsa, buradaki siyasi erk tamamen devre dışı ve fonksiyonsuz kalmayacak mı?
Aslında bizim örgütlerimizin muhatabı Türkiye ile protokollere imza koyan KKTC hükümeti değil mi?
O zaman bizim örgütlerimiz bir şekilde hükümeti de kendileri ile görüşüp işbirlikleri yapmaya zorlamak durumunda değiller mi?
Hükümetin bugüne kadar yaptığı uygulamalar ortaya ciddi bir güvensizlik meselesi çıkarmıştır.
Yani uygulayıcı pozisyonunda olan hükümete sivil toplumun güveni kalmamıştır.
Hükümetin pakete ve ortaya konulan vizyona rağmen yapmaya devam ettiği bazı icraatlar var olan güvensizliği derinleştiren bir niteliktedir.
Özellikle de son dönemde istihdamlarda yaşanan sıkıntılar buna bir örnektir.
Protokolde her iki emeklinin yerine bir istihdam yapılması kapısının açık bırakılmasını fırsat bilen hükümet, son dönemde kendi partililerini kriter aramaksızın kamu kadrolarına alma yoluna gitmiştir.
Bu da tepkilere neden olmuştur. Hatta Beşir Atalay ile yapılan görüşmelerde de gündem konusu haline getirilmiştir.
Ancak görünen şu ki, Türkiye Cumhuriyeti olayı protokol çerçevesinde değerlendirmektedir.
Yani iki emeklinin yerine bir kişinin alınması ekseninde olay izlenmekte, bunun ne şekilde yapıldığı, ya da kimlerin istihdam edildiği meselesi Türkiye Cumhuriyeti’ni görüldüğü kadar bağlamamaktadır!
Bazılarımıza göre her konuda olduğu gibi bu konuda da Türkiye her ne isterse yapabilecek pozisyondadır, bazılarımıza göre ise değildir.
Ama bence Atalay’ın önüne kadar giden istihdamlar konusu bizim meselemizdir. Daha birçok başka şey gibi artık kendi meselelerimize sahip çıkmaya başlamalıyız.
Bu nedenle de yarın şikayet etmemek için kendimize çeki düzen vermeliyiz.
Hep birilerinden bir şeyler yapmasını bekleyerek bir yere varmamız mümkün değildir.
- Guterres mandasını iade etmeli
- Mete Tümerkan yazdı: Haber Kıbrıs 13 yaşında
- Mete Tümerkan: Siyaset adrese teslim işler yapmaktan vazgeçmeli
- Anastasiades’in Maraş rahatsızlığı
- Haber Kıbrıs büyümeye devam edecek
- Bir de böyle deneyelim
- Rahat uyu babam
- Diplomasi’nin yeniden kurgulanması ve Antalya forumu
- Guterres’e Rum engeli
- Eşitlik müzakere konusu değil
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































